Park Sanat Merkezi - Çayyolu
Ars longa vita brevis
"sanat sonsuz, hayat kısadır."
Park Sanat Merkezi (PSM), dans, müzik ve tiyatro kurslarında, uzman kadrosuyla, atölye disiplini çerçevesinde sanatsal etkinlikler eğitimi veren, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan onay almak üzere olan bir kuruluştur.
Park Sanat Merkezinde kişinin sanat eğitimi alması onun doğaya karşı daha duyarlı olmasını, sanat eserlerinden haz almasını sağlayarak yaşadığı çevreye olan farkındalığını artırmaktadır. Bu ilkeyi benimseyen merkezimiz, yetişen ve yetişmiş kuşaklara sanatın yaşamdaki yerini ve önemini anlatıp, var olan potansiyellerini geliştirerek yaratıcı yanlarını ortaya çıkarmaktır. Park Sanat Merkezi'nin çağdaş, huzurlu, güler yüzlü ortamında çok sesli ve renkli bir kültür dünyasının kapılarını sizlerle birlikte aralayalım.
PARK SANAT MERKEZİNDE SANAT: HAYATA DAHA DUYARLI BİR BAKIŞ İÇİN
Sanat, insanoğluyla yaşıttır. Günümüzden geçmişe doğru bakıldığında, ilk insanların doğanın güçlerine karşı korunmak için mağara duvarlarına yaptıkları resimler; rüzgârın sesini önce kendi sesleriyle taklit ederek yaptıkları müzikler, hastaları iyileştirmek için davula benzer çalgı icat etme çabaları vb. sanat amacı güdülerek gerçekleştirilmiş olmasa da, sanat tarihinin yazılmaya başlandığının habercisidir.
Yaşama dair ve insanın sınırsız hayal gücünden çıkagelen her şey sanatın konusunu oluşturabilmektedir.
Ve tabii ki sanat eserinde, hayata bakış açısını kendi estetik beğenileriyle yorumlayarak, onu meydana getiren sanatçının rolü büyüktür. Sanatçı, yaşamın karşısında kendisine bir anlam arayan insanoğluna cevap veren bir kimliktir. Kendimizi ifade çabamızda en iyi dostumuz sanattır; eserlerimiz ise bizi ölümsüz kılmaya yetecek izlerimizdir. Merkezimizde yeteneğinizi eğiterek uzun uğraşlar sonucunda yaptığınız bir resmin kalıcılığı ya da çaldığınız bir enstrümanın dinleyene verdiği unutulmaz keyif, yaşama attığınız imzalardan başka ne olabilir?
Müzik
Piano
Erken Müzik Eğitimi
Gitar
Bas Gitar
Elektro Gitar
Klarnet
Ney
Akordeon
Perküsyon
Keman
Yan Flüt
Saksafon
Viyolonsel
Şan
Solfej
Müzikal Oyunculuk
Dans
Klasik Bale
Çocuk Latin
Modern Dans
Büyüklere Latin
Arjantin Tango
Düğün Dansları
Tiyatro
Diksiyon
Oyunculuk
Tiyatro Sporu
Yazarlık
Yaratıcı Drama
Çocuklar ve Yetişkinler için
Fotoğrafçılık ve Sinema
Temel Fotoğrafcılık Eğitimi
Kamera Önü Oyunculuk
Kısafilm Atölyesi
Yoga
Pilates
Reiki
Tai-Chi
Merkezimizde kişinin sanat eğitimi alması onun doğaya karşı daha duyarlı olmasını, sanat eserlerinden haz almasını sağlayarak yaşadığı çevreye olan farkındalığını artırmaktadır.
Bu ilkeyi benimseyen merkezimiz, yetişen ve yetişmiş kuşaklara sanatın yaşamdaki yerini ve önemini anlatıp, var olan potansiyellerini geliştirerek yaratıcı yanlarını ortaya çıkarmaktır.
Park Sanat Merkezi'nin çağdaş, huzurlu, güler yüzlü ortamında çok sesli ve renkli bir kültür dünyasının kapılarını sizlerle birlikte aralayalım.
TANGO
Tango’nun, bir anlayışa göre Latince dokunmak anlamına gelen “Tangere” den türediği, diğerine göre de Afrika kökenli bir sözcük olduğu ve “Buluşma yeri, Özel Yer” anlamına geldiği söylenir. Ama sonuç olarak Arjantin’in başkenti Buenos Aires’in arka sokaklarında ve kenar mahallelerinde ortaya çıkmıştır bu olağanüstü dans. 19. Yüzyılın son yıllarında Avrupa savaşlar, kıtlık ve ekonomik belirsizlikler yüzünden harap durumdadır. Gelecekten pek az beklentisi ve anavatanlarında geçirecekleri düzenli bir hayata karşı fazla ümidi olmayan birçok genç adam, yeni bir hayat başlamak için Güney Amerika ülkelerine göç etmiş, bunlardan yüz binlercesi Arjantin'in Rio de la Plata üzerindeki başkenti Buenos Aires gitmiştir. İşte bu çoğu işsiz ve yoksul insanın sıkıntıdan kurtulmak için oluşturdukları yeni müzik stili, bir bakıma tangonun temelini oluşturmuştur.
İçinde Afrika ve Kızılderili ritimlerini, Pampa yalnızlığını da barındıran bu müzik, müziğe uygun estetik bir dansla birleşince ortaya tango’nun ilk hali çıkmıştır. Küba'daki Habanera, İspanya'daki Contradanza ve Afrika-Arjantin kökenli Candombenin de Tango'nun doğuşunda etkili olduğu bilinmekteyse de bu dansların hiç birisi Tangoyu Milonga kadar etkilememiştir. Milonga aslında "parti" veya "fiesta" demektir. Milonga müziği canlı, coşkulu, kıpır kıpırdır hatta neş’e doludur. O dönem Avrupa kökenli yeni Arjantin'liler ortak bir kaderi paylaşıyorlardı, çoğu zaman umutsuzluk ve hayal kırıklığı içindeydiler. Bu genç insanlar, genellikle “academias ve pregundies” yani kadın garsonların dans etmeleri için kiralanabildiği salaş kafelerde vakit geçiriyorlardı.
Kadınları etkileyebilmek için genç adamların çok iyi dansçılar olması gerekiyordu haliyle, bu yüzden de dans onlar için çok önemli bir hale geldi. Profesyonel anlamda dans akademileri bulunmadığı için, erkekler birbirlerine Tango öğretmeye, sırayla erkek ve bayan adımlarını yapmaya ve kafelerdeki kadınları baştan çıkarmadan önce bu şekilde pratik yapmaya başladılar. Artık Avrupa danslarındaki katı kurallara bağlı olmadıkları için erkekler, bayanları dans ederken ustaca yönetmek için çok pratik ve çoğu zaman da tamamen yeni yollar bulmaya başladılar ve bu tango günümüze kadar ulaştı.
Arjantin tangosunun yüzyılı aşkın bir süredir tazeliğini koruması, yeni uyarlamalara bağlanıyor. Arjantin tangosu 1898’den başlayan klasik döneminden sonra dört ayrı dönemde hem stil hem de biçim olarak kendini yenilemiş. Özellikle üçüncü dönemde (1935 – 1948) eski tangolar yeniden düzenlenmiş. 1948’den sonra tango tarihi yeni dönemine (Tango Nuevo) girmiş. Bu dönemde yazılan yeni tangolar büyük ilgi görürken, eskilerin yeni tekniklere göre özgün tarza ters düşen bir şekilde modernize edilmesi ise pek fazla kabul görmemiş. Klasik tango besteci ve müzisyenlerinin, Nuevo Tangodan çok hazzetmedikleri bilinir ama bu durum Nuevo Tango ile adı neredeyse aynı anlama gelen Astor Piazzolla’nın dünyaca kabul görmesine engel olamamış.
Tango ile birlikte ilk kullanılan enstrümanlar gitar, flüt ve kemandı. Daha sonra bandoneon, bu dansın vazgeçilmezi haline geldi. Bu enstrümanın, Tango'nun ruhu olduğu söylenir. Tango besteleri de bu "şeytanın enstrümanı" na ithafen yapılmıştır. Bandoneon, bir çeşit konsertinadır ve çalınması gerçekten çok zordur. Solo seslendirilen bazı Tango'ların dışında Tango bestelerinin hepsi bandoneon üzerine yazılmıştır.
Borges’e göre tango:
Arjantinli yazar Jorge Borges’in yazdığı “Tangonun Tarihçesi” yazısına göre tangonun çıkışı farklı. Ünlü yazar, 1929’da Evaristo Carriega adlı, genç yaşta ölmüş bir şairin yaşam öyküsünü yazmaya karar veriyor. Ancak kitabı yazarken, Carriega’nın hayatından çok onun dönemindeki Arjantin’le, özellikle de tangoyla ilgilenmeye başlıyor. Yirmi beş yıl sonra kitabın ikinci basımına tangonun tarihçesi adlı bölümü ekliyor. Bu yazıda tangonun Buenos Aires’in gecekondu mahallelerinde değil, genelevlerinde ve batakhanelerinde ortaya çıktığını söylüyor. Ünlü yazara göre tango, hem şehvet, hem de müthiş bir şiddetle dolu. Bir ara, askeri cunta tarafından yasaklanan tango, Arjantin’de bir bakıma özgürlük anlamına da geliyor. Bugün tango, dünyada yüz binlerce insanın kullandığı ortak bir dil gibi, özgün bir kültür olarak dünyadaki önemli yerini kanıtlamış bulunuyor.
Tango ortak bir duygudur.
Tango ortak bir dildir.
Tango iki insanın bir tek kişi gibi dans edebilmesidir.
Park Sanat Merkezi
|