DİĞERLEŞME ÇABAMIZ - CRYPTO DANS STÜDYOSU

blog yazısı ekle !

DİĞERLEŞME ÇABAMIZ - CRYPTO DANS STÜDYOSU

Yazar Bilgileri Berkan Kaymaz Dans Hocası @ Crypto Dans Stüdyosu - Bahçelievler
Hepimiz sosyal medyada ki hesaplarımızda sıklıkla paylaşıyoruz; 'Hayatın Anlamı' , 'Vefasız İnsanlar', 'Dostlarımıza Sevgi Yığınları' , 'Düşmanlarımıza Karanlık Kuyular' , Aşkın Tanımı vs… Çevremizdeki insanların enerjilerini paylaşıyoruz, bahsettiğimiz muhataplardan dönütler olmadan. Onları kullanıyoruz çoğu zaman kendimizi daha
iyi ifade etmek veya türlü beklentilerimizi karşılamak için. Süslü hayaller kuruyor var olmayan düşlerimizle ruhları daraltıyor, bu hayallerle zihinlerimize yol arkadaşı arıyoruz dur durak bilmeden. Kendi zihinlerimiz dahi değil belki hükümlerini aktardığımız. Sonra gelişen süreçler veya birileri sizleri uyandırıyor hayallerinizden, sadece 1 damla buz gibi suya eşdeğer tek bir cümle ile!

Söyleyecek laf , verecek cevabınız kalmıyor…

Sonra ne mi oluyor? 'Diğerleşme Çabamız' Talihsizce takip ediliyor çevremizden. Bir anda kimlerin propaganda malzemesi olduğunuzla beraber fikirlerinizi gizleme çabası,
herkes için ifade, çoğulculuk ve paylaşım yalanları…

Yani dağ gibi popülizm yığınları!

Bu kadar mı elbette değil; Her iki söyleminden biri negatif olan kişilerin bir anda pembe panter öpücükleri, ne yazılar, ne fikirler ne güzellikler aman allahım derya deniz… Muhteşem bir empati ve paylaşım örneği !

Peki ne oldu? Sonuç?

Ben söyleyeyim. Olan sadece güvenilirliğimizden ayrılan ve okyanusa karışan buz dağı yığınları. Soğuk, amaçsız, yolsuz, aitsiz… Belki de artık söylediklerimize kimse inanmıyor, konuşmalarımız eski etkileyiciliğini yitirmiş, sahte gözyaşlarımız, var olmayan duygusal hezeyanlarımız kimseleri etkilemiyor. Artık yazılarımız , fikirlerimiz
yönlendiremiyor birilerini, yersiz eleştirilerimiz eskisi kadar beğenilmiyor, yürüdüğümüz yol biraz ıssızlaştı sanki. Bir gariplik var, hani biz kitleleri kullanmayı iyi biliyorduk, hani biz en zeki olandık, en doğru düşünendik. Bir yerde hata mı yaptık? Yoksa yalnız mı kaldık, etrafımızda olan yığınlar nerede? Nerede o kulakları dolduran sevgi dolu
haykırışlar?

'Çok eskide kaldı hem de çok!' Kabul etmek istemesek de… Tek nedeni ise; sadece biziz…

Birçok kişiden farksızız artık, hiç olmak istemediğimiz bir yerdeyiz belki, hiç hayal etmediğimiz bir yerdeyiz. Çıkma çabamız sadece bizi yanlış yollara itti. Dansın dostluğun, paylaşımın, ahlak ve güçlü karakter kavramlarının, saygı ve pozitif empatinin anlamını daralttı beklide. Artık en yakın güvenilir kara parçasından öyle uzaklaştık ki;

Ne dönmek kolay geliyor, ne de yola devam etmek !

Dönmek mi yenilgiyi kabul etmek, ilerlemek mi başarıya giden doğru yol. Artık ikisi de birbirine karıştı, ayırt etmek zorlaştı günden güne. Neyin doğru olduğundan ziyade, kimin üzerine basıp kendimizi ne kadar yükselttiğimiz daha önem taşır oldu. İşte bu gelinebilecek son nokta, işte bu yaşamayı seçtiğimiz yalana kendimizi fazlasıyla
inandırma çabamızın başlangıcı. Bence sadece üzüntü verici…

İnsan hayata ne verirse, hayat duruşunu ne kadar sevgi, bilinç ve olumlu duygulara yaklaştırırsa hayat da ona o kadar yaklaşır.

Biz ne yaptık?

Sonu gelmez zihin yönlendirme çalışmaları, ötekileştirme çabaları, kısıtlama denemeleri, üstüne birde ıskançlık ve düşmanlık. İşte bizim muhteşem karışımımız. Her derde deva bu zehir bizleri uzaklaştırmadı mı geçen zaman süresince. Birlikte nelere çözüm getirebilecek durumdayken, daha ilk basamağın yüksekliği karşısında başımız nasıl döndü bir düşünün. Neleri paylaşamadığımızı, neden enerjimizi bu denli yokuş aşağı boş yere harcadığımızı bir düşünün. Elimize geçen hiçliğin bize neler katıp neler
kaybettirdiğini, amaçladığımız sahte prestijlerle elde edeceğinizi düşündüğünüz sahte uçan halıların bizleri hangi diyarlara TAŞIYAMAYACAĞINI! bir düşünün.
Elbette kendi başınıza düşünün , kimsenin zihnini kimseye aktarmaya çalışmayın, iç sesinize kulak verin. Uzun süredir yerini unuttuğunuz bu sesi 'Eğer Bulabilirseniz'
bir dertleşin güzelce. Bırakın biraz rahatlatsın bizi. Herkesten çok ihtiyacımız var; benim, senin, onun! İsimleri siz seçin…

Sevgili dostum; modern hayatın stresi zaten üzerimizde en ağır yük. Bunu kimi zaman taşıyabilsek de çoğu zaman altında eziliyoruz. Türlü sıkıntılar, anlatmak yersiz. Belirli standartları yakalama çabamız ve kontrolsüz egolarımız, bir şeyleri ezerek yapmayı amaçladığımız enerjisiz zavallı güç gösterilerimiz. Hepsini ya rafa kaldırıp içinde bulunduğumuz güzellikleri doyasıya yaşarız, yada arka arkaya nedenini bilmeden aldığımız başarısızlıklarla daha da dibe çekeriz kendimizi…Her zaman belirttiğim gibi;

Yaşıyoruz; Ama Neyi?

Yaşayabildiğimizi mi, yoksa yaşamak zorunda olduğumuzu mu?

Hayatın içinde yaşamıyoruz;
O bizde yaşıyor!

Yaşayabildiği kadar, gücü yettiği kadar,

Ya da biz İZİN VERDİĞİMİZ KADAR !

İzin verme önceliklerimizi gözden geçirme vaktidir. Ya böylesine güzellikleri paylaşarak büyütür, mutluluğun tadına sonuna kadar varır, birliğin gücünü herkese örnek olacak şekilde gösterir, bu sayede doğruyu en kısa yoldan buluruz, yada biz ne kadar büyüdüğümüzü düşündüğümüz sırada karşımıza çıkan sıra dağların gölgesinde sonbaharı yaşamaya devam ederiz. Güneşe özlem duyar, erişememenin eksikliği ile zamanın izlerini üzerimizde arttırırız. Yaşlanırız, biraz daha ve biraz daha…
Eksilen sadece biz, yıpranan sadece çevremiz olur. Örnek aramaya hiç hem de hiç gerek yok!

Dansın birleştirici gücü ile kendi enerjisini birbirine karıştırmış, bu enerjinin hayatında meydana getirdiği sarhoşluk içinde günlerini geçiren, bu sayede türlü güzel vasıfları
hiç çaba sarf etmeden toplayabilen, hayatı; kendi içinde sözde değil, SAPINA KADAR YAŞATABİLEN, her nefeste dans ile süslü, mutlu ve dingin bireyler olmamız
dileği ile;

Hayata dansla, dansa dostluk ve aşkla yeniden başlayın…

Sevgi ve saygılarımla
Berkan KAYMAZ
Crypto Dans Stüdyosu Sahibi